
Kara Cuma mı, Bereketli Cuma mı?
Bilirsiniz, alışveriş mevsimi geldiğinde etraf bir telaş alır; Black Friday denilen o Amerikalı misafirimiz, Türkiye’de kendine Kara Cuma ve Efsane Cuma isimleriyle yer buldu. Ama şöyle bir bakmak lazım; aldığımız her şey gerçek ihtiyaç mı, yoksa gözümüzü boyayan indirim tutkusunun esiri miyiz? Hepimizin başına gelmiştir; sırf indirimde diye evde ihtiyaç olmayan eşyaları biriktirmek. Bu, ne nefsimize ne cüzdanımıza iyi gelir.
“Hazırlıklı olun, ama aşırıya kaçmayın!”
Biliyorum, cazip fiyatlar insanı cezbeder, ama bir de şu yönden düşünecek olursak; hediyelik eşya almak bazen zarif bir gönül köprüsüdür, gereksiz harcama değil. Sakın yanlış anlaşılmasın; burada kastettiğim, var olan bir eşyanın aynısından, sırf ucuz diye fazladan alıp evde bir yığın oluşturmak değil. Anadolu’da derler ya “Azıcık aşım kaygısız başım”, dediğin gibi ihtiyaç kadarını almalı.

Alışverişte İhlâs ve Denge
Biliyoruz ki, alışveriş sadece ihtiyacı karşılamak değil, aynı zamanda paylaşmanın, hayatı bereketlendiren bir yönü de var. Alışverişi lütufkâr bir hareket olarak görebiliriz, ama israf etmeyerek… İslam’da da tavsiye edildiği gibi: “Mü’min elindekine şükreder, fazlalığını da israf etmez.”
Son Söz Olarak
Akıllıca alışveriş yapmak, hem kalbimize hem cebimize iyi gelir. Bu dönemlerde alışveriş çılgınlığına kapılmadan önce bir nefes alın, ihtiyaçlarınızı sıralayın, sonra karar verin. Unutmayın, bereket çoğu zaman kontrollü ve bilinçli harcamadan gelir.
Size ve sevdiklerinize hayırlı, bereketli ve huzurlu alışverişler dilerim. Bir sonraki yazıda buluşmak üzere, esen kalın.


You must be oturum aç yorum göndermek için.